Giriş ya da Kayıt Ücretsiz!
Icon Anasayfa > Yazılar > ResetAt.Com - Genel > Deniz Gezmiş mi? Biraz Tanıyalım İsterseniz.... ( Bakın Bakalım Deniz Nerelerde Gezmiş)
Deniz Gezmiş mi? Biraz Tanıyalım İsterseniz.... ( Bakın Bakalım Deniz Nerelerde Gezmiş)
Tarih 07/05/2010 23:55 Yazar Mcht Hitler 1574
Print Pdf RSS
Deniz Gezmiş Gerçeği

DENİZ GEZMİŞ GERÇEĞİ!
Birol CEVİZOĞLU

Son günlerde bir moda tüm Türkiye’yi sardı. Bu modanın adı “Deniz Gezmiş” modasıdır. Herkes elinden geldiğince Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkarak onun yerine kan ve gözyaşı demek olan Marksist-Leninist bir düzen olan Komünizmi getirmeye çalışan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını aklama peşindedir. Üzerinde o kadar konuşuluyor ki hangisi gerçek hangisi yalan anlamak imkânsız. Kimine göre eline hiç silah almamış (!), kimine göre romantik ve isyankâr bir devrimci, kimine göre Türkiye’nin “Che Guevera”sı, kimine göre ise profesyonel bir ihtilalci…

İşin içine son günlerde yazılan kitaplar ve bir de dizi film girince “Denizlerin” suçsuzluğu, boşuna asıldıkları, mahkeme heyetinin bile üzüldüğü, aslında mahkeme heyetine karşı biraz efendi davransalar idam edilmeyecekleri gerçeği (!) birer birer ortaya çıktı!

İbrişim kuşağı kadar meşhur olmasa da 68 kuşağı ve o dönem yaşananların 40.yılı münasebetiyle özel tartışma programları hazırlanmış, “Denizlerin” ağabeyi, arkadaşları vs. televizyonlarda boy göstererek bu kampanyadaki yerlerini aldılar. Yapılan gri propagandadan etkilenen bazı “ülkücü” liderler bile kendilerini kolay kolay çıkarılmadıkları televizyon ekranlarında bulmuş ve “Denizleri” aklama yarışına istemeden (!) ve farkında olmadan katılmışlardır.

Bunun arkası “Denizlere” iade-i itibar isteklerine kadar gider de kimsenin haberi olmaz. Dahası bu 68 kuşağının yaptığı her şey kutsanır haberiniz olsun. Belki Ruhi Kılıçkıran, Yusuf İmamoğlu, Dursun Önkuzu, Süleyman Özmen ve diğer şehitlerimizin katilleri bile aklanır…

Aslında bu yazıyı yazmayacaktım. Zaten bu kişiler ve bu dönem hakkında yeri gelince yazıyorum. Fakat özellikle gençler arasında bu kişiler hakkında bir “yanlış” anlaşılma olduğunu gördüm. Dahası bu “yanlış” anlaşılmadan ne yazık ki “ülkücüler” de nasibini almıştı. Bazı ülkücüler “Denizleri” savunmaya başlamıştı bile. Üstelik “bizi de kullandılar, onları da...” diyerek…

Sanki o dönemlerde büyük Atatürk’ün de dediği gibi “Türklük âleminin en büyük düşmanı komünizm” değildi…

Bu dönemin en meşhur ismi hiç şüphesiz Deniz Gezmiş’tir. Deniz gezmiş aslen Rizelidir. Sülalesi yıllar önce Erzurum’a göçmüş, Deniz Gezmiş ise babasının işi gereği bulundukları Ayaş’da (Ankara) doğmuştur. Lise yıllarında Marksist-Leninist fikirlerle tanışır ve bu fikirlerin yılmaz savunucusu olur. O yıllarda söylemeye başladığı “yaşasın Marksizm-Leninizm” sloganını ölürken bile ağzından düşürmemiştir. Deniz Gezmiş 1969 yılında Filistin’deki El Fetih gerilla kamplarına gider. Burası bir izcilik kampı değildi. Burada adam öldürme, yaralama, sabotaj, suikast, bomba yapımı gibi korkunç şeyler öğretiliyordu. Deniz Gezmiş de iyi bir öğrenci idi. Hatta Türkiye’ye dönünce bu konuda eğitmenlik bile yapmıştı.

“Denizler” Filistin'de eğitim görüp Türkiye’ye gelmişler ve bugün PKK’nın yaptığı gibi kanlı terör faaliyetleri yürütmek istemişlerdir. Deniz Gezmiş Filistin'den Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ'yü kendisine üs olarak seçmiş ve diğer terörist arkadaşlarıyla burada kandırdıkları gençlere terör dersi vermiştir. Hem teorik hem de pratik eğitim alan Deniz Gezmiş gerilla kamplarında öğrendiği adam öldürme, sabotaj, suikast ve diğer terör çeşitlerini ODTÜ arazisi içinde arkadaşlarına da öğretmiştir.

Beynelmilel komünizmin etkisinde kalarak kandırılan Deniz Gezmiş ve arkadaşları Türkiye cumhuriyeti devletine olan isyanlarını “Türkiye Amerikan emperyalizminin sermaye, askerî kontrol ve kısmen işgali altındadır”[1] sözleriyle dile getiriyorlardı. Siyasal iktidarı ele geçirmek için “politikleşmiş askerî güç” kullanılması taraftarı olan bu grup aynı zamanda, Türkiye’deki bütün olumsuzlukların sorumlusu olan siyasal iktidarlara karşı legal ve demokratik yollarla mücadele yolunun kapandığını iddia ederek silaha sarılmışlardır.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları, uğruna öldükleri Marksist-Leninist düzeni kurmak için silahlı profesyonellerden oluşan bir örgüte ihtiyaç duymaktaydılar. Bu işi kendisi gibi Filistin El-Fetih gerillâ kamplarında eğitim gören Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan, Hüseyin İnan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Nahit Töre tarafından kurulan THKO yapacaktır. THKO diğer Marksist-Leninist ihtilâlci sol örgütlerden farklı olarak, bir lider belirlememiş, liderin terörist eylemler esnasında kendiliğinden ortaya çıkmasını benimsemiştir. Kararların ortaklaşa alınmasını ve ortaklaşa uygulanması esasını kabul etmiştir. Şehir ve kır eşkıyalığını aynı anda benimseyerek bir arada yürüten THKO'nun şehirlerde banka soyma, fidye istemek için adam kaçırma gibi eylemleri “Deniz Gezmiş tarafından planlanıyordu.” [2] Deniz Gezmiş tarafından planlanan bu hırsızlık olaylarından elde edilecek paralar Nurhak dağları başta olmak üzere kırsaldaki eşkıyaya gönderilecekti.

“Denizlerin” en takdir (!) edilen özellikleri “emperyalizme” (!) karşı olmalarıdır(!). ABD emperyalizmine düşman ancak Marksizm-Leninizm, Sosyalizm ve Komünizme (Rus ve Çin emperyalizmine) dost olmak, emperyalizme düşman olmak anlamına gelmez. Deniz Gezmiş lise yıllarından sonra bir an bile olsun ağzından düşürmediği “kahrolsun ABD emperyalizmi” sloganını “ne ABD, ne Rusya, ne Çin, her şey milliyetçi Türkiye için” sloganı ile taçlandırılabilirdi. Fakat bunu yapmayarak “yaşasın Marksizm-Leninizm, yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği…” diyerek son nefeslerini verdiler. Oysa o dönemin en acımasız emperyalist devletleri ABD’yle birlikte Rusya ve Çin’den başkası değildi.

“Türk ve Kürt halklarının” kardeşliğinden dem vuran ve aslında belki de bugünkü bölücülerin temel sloganı sayılan sözleri söyleyen, ABD emperyalizmi altında inim inim inlediğini iddia ettiği Vietnam, Küba, Kore, Kamboçya vs. için ağıtlar yakıp, Rusya ve Çin’i görmezden gelenler böyle yaparak emperyalizme düşman olunmayacağını bilmeliydiler. Eğer bugün kahraman yapılmaya çalışılan “Denizler” o yıllarda insanlık tarihinin gördüğü en barbar, en vahşi, en korkunç, en kanlı, en hayvansal vs. rejimi altında katledilen “esir Türkleri” de savunabilseydi, işte belki o zaman “Denizler” için antiemperyalist düşüncelerin yılmaz savunucularıydı denilebilirdi. Komünizm altında can çekişen Azerbaycan, Kırım, Kazak, Kırgız, Özbek ve tüm Asya Türkleri ile Irak ve Suriye gibi güdümlü ülkelerdeki Türk varlığı ağızlara alınmazken, ülkücüler bunları dile getiriyor ve “Denizler” tarafından “Faşistlikle” suçlanıyorlardı. Çin esareti altında “Çin işkencelerinin” en ölümcülleriyle tanışan Uygur Türkleri yok sayılırken, Sincan Özerk Bölgesi değil “Doğu Türkistan” dediğimizde yine bu kesim tarafından saldırılara uğruyorduk.

Hadi bütün bunları geçelim, oralar uzak, “Denizlerin” siyasi ufku oraları anlamaya yetmezdi diyelim. Peki, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının en önemli eylemlerinden biri olarak kabul edilen ve 30 Ekim 1968’de Samsun’dan başlatılan “2.Milli Kurtuluş Savaşı” adlı yürüyüşte meydana gelenlere ne diyeceğiz? Samsun’da Atatürk anıtına çelenk konulması ile başlayan bu yürüyüş 10 Kasım’da Anıtkabir’de sona erecekti. Yürüyüş güzergâhı olarak Atatürk’ün kurtuluş savaşında izlediği yol seçilmişti. Yürüyüşe 22 öğrenci ile 2 işçi katılıyordu.

Yürüyüş planlandığı gibi başlamıştı. Eylemciler hiçbir problemle karşılaşmadan Havza’ya kadar gelmişlerdi. Ancak Havza’da dinlenmek için verdikleri molada aralarında bir tartışma çıkıyordu. “Yürüyüşün geri kalan kısmında Türk bayrağı ile mi yoksa bayraksız mı devam edileceği” konusunda çıkan tartışmada antiemperyalist (!), Türkiye sevdalısı (!), Atatürkçü (!) Deniz Gezmiş’in dediği olmuş ve Türk bayrağı yürüyüşten çıkarılmıştı. [3]

İşte size bir “asker kaçağı” [4] da olan antiemperyalist Deniz Gezmiş!

Emperyalizme karşı kazandığımız hürriyetimizin sembolü olan bayrağımıza bile tahammülü yok!

Deniz Gezmiş’in Türk bayrağına karşı takındığı tavır yürüyüşçülerden bir kaçının tepki olarak yürüyüşü terk etmesine neden olmuş ancak yürüyüş buna rağmen devam etmiştir. Bazı yazarlar bu konuda ayrıntıya girmeden (belki de bu bayrak hazımsızlarını korumak ve deşifre etmemek için) "yürüyüşü düzenleyen örgütler arasında anlaşmazlıklar çıktı" [5] diyerek olayı örtbas etmişlerdir. “Denizlerin” bayrağımıza karşı takındıkları bu çirkin tutumu dile getirenler, bunları aklamaya çalışanlarca tepkiyle karşılanmış, reddedilmiştir. Hatta bazıları o yürüyüşte Deniz Gezmiş’in Türk bayrağı ile çekilmiş fotoğrafları olduğunu iddia etmiştir. Eğer bu doğruysa büyük bir ihtimalle yürüyüşün Havza’ya kadar olan kısmında çekilmiştir.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları kaçınılmaz sonlarına doğru hızla yol alırken onları ipe götürecek eylemlerden birini de dava arkadaşlarından Mahir Çayan ve ekibi gerçekleştiriyordu. Emperyalizme (sadece ABD emperyalizmine) düşman Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının İş bankası Emek (Ankara) şubesini soymaları THKP-C ve Mahir Çayan’a ilham kaynağı olmuştur. Bundan cesaret ve ilham alan Mahir Çayan ve arkadaşları da hemen bir çalışma yaparak soyabilecekleri korumasız bir banka aramaya koyulurlar. Aranan banka Ziraat Bankası Küçükesat (Ankara) şubesi idi. Yapılan plan gereği bu soygunu Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir ve özellikle Hüdai Arıkan'dan oluşan terör grubu gerçekleştirecekti. Bu soygunda Deniz Gezmiş'e benzemesi sebebi ile özellikle Hüdai Arıkan yer almıştır. Soygun saatini unutan (!) Mahir Çayan'ın katılmadığı bu eylem başarıyla tamamlanmış ve ertesi günkü gazetelere soyguncuların kimlikleri (!) açık seçik yansımıştı. Banka görevlilerinin ifadelerine göre vezneden parayı alan uzun boylu kişinin Deniz Gezmiş olduğu iddia ediliyordu.

Böylece gazetelere yansıdığı kadarıyla soygun Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının üzerine kalıyordu. Bu soygundan sonra üzerlerindeki baskıyı azaltmak ve dikkatleri başka tarafa çekmek isteyen Mahir Çayan ve ona bağlı olan terör grubu bu amacına ulaşmış ve boyu posu Deniz Gezmiş'e benzeyen Hüdai Arıkan sayesinde bu soygunu Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaptığına herkes inanmıştı. Böylece bir devrimci (!) yaptığı hırsızlığı bir başka devrimcinin (!) üzerine atarak arkadaşının ipe bir adım daha yaklaşmasına sebep oluyorlardı. Bu durum her iki taraf için de kötü bir durumdur. Yapan ve başkasının üzerine atan grup yani Çayan ve arkadaşları, yaptıkları eylemleri sahiplenecek cesaretten yoksun kişilerdir. Deniz Gezmiş ve arkadaşları ise yapmadıkları eylemleri sahiplenerek sahte kahramanlık elde etmişlerdir. Ancak Mahir Çayan ve çetesinin Deniz Gezmiş'in idam edilmesine katkı sağladığı bir gerçektir. Yıllardır devleti ve başka odakları bu idamlarla ilgili olarak sürekli suçlayan ve baskı altında tutan çevreler artık çok sevdikleri (!) Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın katillerini Mahir Çayan ve çetesi içinde aramalıdırlar. Bu konuda Necmettin Hacıeminoğlu bakın neler söylüyor:

"Ulaştırma bakanı Seyfi Öztürk İ.Ü. Fen Fakültesinde bir konuşma yaparken Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından yuhalanır ve hakaret edilir. Olay mahkemeye intikal eder. Ancak bu çocuklar beraat eder. Suç işlenen yer üniversite, suç işleyenler de öğrenci olduğu için üniversite idaresinin ceza vermesi gerekirdi. O da olmadı. Aksine bir kısım öğretim üyesi ve basın mensubu Deniz Gezmiş'i alkışladı.

Daha sonra, İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Orhan Aldıkaçtı'ya makamında tabanca çeken Deniz Gezmiş polisler tarafından suçüstü yakalanmasına rağmen mahkemede beraat ettirildi. Böylece Deniz gazete sütunlarındaki şöhretli yerini alıyor, bazı öğretim üyeleri ondan Denizciğim diye bahsediyorlardı.

Bir başka sefer Deniz, Yıldız'da dürbünlü tüfekle yakalandı. Fakat bu suçtan da ceza almadan kurtuldu.

Ankara'da ÖDTÜ'de karargâh kurdu. Rektör Erdal ile senli benli arkadaş oldu… Artık yüksek tirajlı gazetelerde boy boy fotoğrafları çıkıyordu… Sosyete kadınları ona âşık olmaya başlamıştı. Binlerce insan Deniz Gezmiş bu gece de bizim evde saklansa diye iç geçiriyordu. Nitekim arandığı zamanlarda geceleri ünlülerin evinde kalıyordu. Bir kısım 12 Martta tutuklanan nice profesör, politikacı, artist ve subay Deniz'i devletin güçlerine karşı aylarca saklamıştı…

Şimdi anlaşıldı mı Deniz'in katilleri."[6]

Deniz Gezmiş o dönemde kendisine gösterilen sahte sevgi ile coşuyor, coştukça şımarıyor ve fevri hareket ediyordu. Marksist-Leninist ideolojinin tek sözcüsü gibiydi. Kendisi gibi öne çıkanlardan hiç hoşlanmıyordu. Bunlar arasında TİKKO’nun kurucusu İbrahim Kaypakkaya da bulunuyordu. Deniz Gezmiş ile İbrahim Kaypakkaya arasında yaşanan ve bu iki gruba bağlı militanların birbirlerinden nefret etmelerine de neden olan bu olay şöyle gelişmişti.

İbrahim Kaypakkaya, Çapa Yüksek Öğretmen Okulunda meydana gelen bir olay nedeniyle tutuklanarak Sağmalcılar Cezaevine konur. Deniz Gezmiş de aynı cezaevinde tutukludur. Deniz, Öğrenci hareketleri nedeniyle cezaevine gelen gençlerle sabahları spor, akşamları ise teorik eğitim yapmaktadır. Deniz 1.91 boyunda, İbo ise ondan daha küçüktür. İbrahim Kaypakkaya Fikirlerini belirtir. Fikirlerini belirttiği için karşı taraf rahatsızlıkla karşılar ve uyarı yapar. Uyarılara aldırmaz ve bir kaç kez aynı şekilde Fikirlerini belirtir. Vural Yıldırımoğlu, İbo'nun yanına gelerek, "Bak bunlar dev gibi, bunlarla tartışma. Eşit değilsiniz", der. Devamında Deniz ile İbrahim, "Sosyal emperyalizm konusunda tartışmaya girer. Deniz, "Sosyalizme soldan ihanet ediyorsunuz", der. İbo, "Sosyal emperyalizmi sosyalizm olarak gösterenlerdir sosyalizme asıl ihanet edenler", deyince, Deniz, sinirlenip İbo'ya bir yumruk atar.

Bir başka olay ise Deniz Gezmiş ve Perinçek grubu arasında yaşanır. Olay 5 Haziran 1970’de meydana gelir. PDA yandaşlarının yayım ve tutumlarından hoşlanmayan Deniz Gezmiş, PDA’nın İstanbul’daki bürosunu basarak “devrimci şiddet” uygular. Bunun üzerine PDA bir bildiri yayımlayarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını ağır bir dille eleştirir:

“Demokratik güçlerin birbirine karşı zor kullanmasını hiçbir gerekçe ile doğru göremeyiz. Halk içindeki çelişmeleri zorbalıkla çözmeye çabalamak devrimci bir davranış olamaz. Hele bu yolda kullanılan kaba kuvveti ‘devrimci şiddet’ olarak nitelemek, devrimci şiddet kavramını yozlaştırmak ve ona işçi sınıfı düşmanlarının istediği anlamı vermek olur.”

Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile Doğu Perinçek ve arkadaşları arasındaki bu husumet “Denizlerin” idamlarına kadar sürer. Hatta “Denizleri” kurtarmak ve idamı engellemek için tüm örgütler seferber olurken Doğu Perinçek ve arkadaşları idamları umursamaz tavırlarla 23 Mart 1971 tarihinde “Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş arkadaşlara Açık Mektup” yazarak onların yaptıklarının ne kadar kötü olduğunu kamuoyuna duyuruyordu. Açık mektupta “(…) Halkla sağlam devrimci bağları olmayan, halk içinde erimeyen bir grup insan, ne kadar çok ve modern silahlara sahip olursa olsun, ne kadar kişisel kahramanlık vasıfları taşırsa taşısın devrim yolunda ilerleyemez. Devrimci gençliğin içinde ve önünde yiğitçe savaştınız, halkımıza hizmet ettiniz. Bütün devrimciler gibi, hatalar yaptınız. Son birkaç ay yaptığınız işler ise, büyük hatalar taşımaktadır” denilerek yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmuşlardır.

Yazılacak daha çok şey var…

Bir devir anlatılırken yanlı davranışlardan kaçınmalı ve gerçekçi olunmaya gayret edilmelidir. Hele hele bunu yaparken “ülkücüleri” karalamak ve “yaşasın Marksizm-Leninizm” diye son nefesini verenleri antiemperyalist ilan etmek akıllara ziyandır. Bu dönemin ülkücü mücadelesi film olursa eminim ki birçok kahraman çıkacaktır. Ama kimse “Denizlerden” bir kahraman çıkarmaya kalkmasın…

Çünkü değiller!

Birol CEVİZOĞLU

27.05.2008,
Ankara

[1] Aclan Sayılgan, Türkiyede Sol Hareketler, sh, 544

[2] Emin Demirel, Terör, sh, 129

[3] Nurettin Çalışkan, ODTÜ Tarihçe, sh, 53

[4] Beyaz Kitap, Türkiye Gerçekleri ve Terörizm, Ankara 1973, sh, 30

[5] Alpay Kabacalı, Türkiye’de Gençlik Hareketleri, sh, 213

[6] Necmettin Hacıeminoğlu, Deniz Gezmiş'in Katilleri, Hergün Gazetesi, , 9 Mayıs 1977
Tags deniz gezmiş Del Tec Bli Spu Dig
grafos09
GUZEL KARDEŞİM IYI HOŞ AYNI FIKIRDEYIMDE ŞİMDİKİ DURUMLARA BAKARSAN BU ADAMLAR ALLAH İÇİN BOŞUNA ASILMIŞ BE.BİRAZ İLERİYİ GÖRMÜŞLER OLACAKLARI GÖRMÜŞLER HAKSIZMIYIMGUZEL KARDEŞİM.
09
Tem
tillais
Eeee ne olmuş birinimi öldürmüş? 6. filo defol derken haksızmıymıs?su anda ki iktidar el fetih değil hizbullahı destekliyuor ne olmus?neymis acıkla arkadas deniz gezmis nerde gezmis?ben b?u yazıyı anlayamadım övgümü yergimi
11
Tem
ulas
abd emperyalizminin uşaklığına devam et sen arkadaş
halkın beynini emperyalist ve onun işbirlikçişiis ve literatürdeki tabiri ile emperyalizmin çocuğu olan faşizmin demogojisi ile bulandır
abd'dedi imamın dediği gibi abd sizlerin mütteifiki ; faşişt hareketin ağababası; vücut bulması, destekçisi kollayıcısı;
abd anti komünist fonları ile kurulan parti hangisi ( faşist olanıSmile
alman istihbaratı ile güdümlü; almanyadan getirtilerek parti kurdurulan "mücahit" kim? kilolarca altını vs. nerelerden geldi?
tek derdi vatanının ve halkının sömürü boyunduruğundan kurtulması olan gençliğinde gülerek ölüme koşan bu insanları kirletmeye kimsenin gücü yetmez
20
Tem
kefernahum
GEÇİN BUNLARI
23
Tem
balabansonsuz
Mücahit ne demektir?Cihat yapan.Cihat ne demektir?Din için savaşan.Dünyada din savaşı var mı şu anda? YOK.Ne var, çıkar savaşı var,çıkarlar için dini kullanmak var.
Bunların hiçbirini yapmayanlar kimler KoMÜNİSTLER.Neden yapmazlar?İnsana ve inançlarına saygı duydukları için yapmazlar.Sen daha çok yazarsın kardeşim DENİZ GEZMİŞLERİ...1971 de acaba baban varmıydı dünyada?Acaba sülalende emperyalizma ve onun yerli işbirlikçilerine karşı savaş veren var mıydı? Gavur icadı diye radya dinlemeyen,televizyon izlemeyen bir kuşağın,kendi yaratmadığı teknolojiyi ülke kaynaklarını rehin vererek kullandığı torunlarısınız...yazacak o kadar çok şey var ki,okuduklarınız gözlerinizi kör ettiğindenne yazık ki yazacaklarımı da okumazsınız.Dünyayı gözlemlerken el oğlu bize ne yapmak istiyor diye düşünerek bakın etrafınıza.Sağlıcakla kalın.
11
Eki
cmtsn
saçmalık diz boyu evet o zamanlarda Denizlerin arkasında Halk vardı ülkücülerin arkasında ise devlet.. kontgerilla olayını hic duymadınız sanırım yada sizin o taptıgınız abdullah catlınız ne yapırdu Eroin satıyordu ne oldu şımdı kım daha cok kahraman?olenın arkasından iftiralar atmadın 2 gram aklınızla oraya buraya sataşmayıp vatana mıllete hayırlı adam olun!!!artık farklılıları görün...Denızler herzaman tam bagımsız Türkiyeyı savunurdu ne Sovyet rusya ne abd hımayesıne gırmeyı az bıraz okuyun farklı kısılerden farklı dusuncelerii denızler mahkemede savunma verirken Kemalist dusunceyi benımsedıklerını soylerlerdı yazık ama okadarda bılgınız yok deglmı neyse ogrendınız artık Smile
18
Kas
otugrul
Soyadın bir şeyler anımsatıyor... Ama önce sen ceviz kırmayı, müzevirliği bırak da gerçeği öğrenmeye başla.
31
Oca
forumaza
Aferin çocuğum. İyi iş çıkartmışsın. Ama ağzınla değil götünle becermişsin. Tüyünü de dikmemişsin. Kıyağım olsun al sana bir fikir: Babanı da bi araştır, kaptırmış gidiyoken. Ananı filan da dinleme. Ne de olsa resmi Tarih, pardon resmi görüşü.
Ha bu arada peşinen söylemiş olayım: Ananı tanımam. Bana da sarma.
Bu arada Türkiye seninle gurur duyuyor diye peşinden salya sümük koştuğun abin "tosuncuk"lar hakkında bir şey söyleyim. seninkiler gibi alıntı değil, birinci elden tanıktan beyan:
1978-79 lu yıllarda Emek/Ankara semtinde bir Kız Öğrenci yurdunda, hem de kızların hamamının bölünerek teşkilat odası yapıldığı hakında bir bilgin var mı?
Senin Milliyetçi harketin kıblesi olarak gördüğün partinin tüzüğünün sonunda partimiz amerikanın gerçek stratejik ortağıdır diye yazdığından haberin var mı?
Sen bana ilham aldıklarını bir yaz, başta çatlısı, çutlusu olmak üzere sana hepsini bi güzel anlatayım. O zamanlar Ankara sokaklarının kendilerine nasıl dar geldiğini de santim santim anlatayım, madem Ankara dan yazmışsın.
Kaldı ki yazdıkların tamamen manipülasyon, yalan ve çarpıtmalardan ibaret. Doğu Perinçek kitaplarında o dediğin olayları başı ve onuyla birlikte anlattı zaten. Ama senin dediğin gibi olmadı o işler. Kaldı ki Deniz bir sinek bile öldürmedi. Adam asıldı ölüsünden korkuyorsunuz hala. İpe gitmek demişsin. Bu kadar basit mi bu? Soysuz hainler bu sözleri sarfedecek kadar ne zaman cesur olabildiler. 50 yaşındayım. yaz bakayım doğum tarihini. Ne gördün ne yaşadın bilelim. Senin o ayet bellediğin alıntıların kitabının tarihiyiz biz. Denizleri eleştirmek ne zamandan beri hainlere kalmış bilelim.
Soysuz hainler şunu bilmeli ki bu devlet sahipsiz değildir. Bu ülke kanla, devrimle savaşla kuruldu. Birkaç besleme satılığın 7000 bin yıllık Türk Tarihi yanında ne esamesi olabilir ki.
Sokağa çıkmak moda haline gelmeye başladı. Denizler biziz, bizler de deniziz hala. Bu milleti 600 sene Osmanlı hanedanı sindiremedi. Bir Amarika ve onun besleme çapulcuları mı sindirecek. Sokaklar yine çoşacak. Bir millet uyanacak ve bir tarih tekrar yazılacak. Herkes cevabını alacak.
Sana senin ağzından ve seninkilerden bir cevap vereyim:
Titre Ve Kendine Dön!
10
Şub
kalazem
öncelikle "Sokaklar yine çoşacak. Bir millet uyanacak ve bir tarih tekrar yazılacak. Herkes cevabını alacak." ne demek yahu devrimin hayalinde öyle kalmışsınızki bu ülkeyi konuşarak bağırarak kurtaracağınızı sanıyosunuz 50 yaşınızda hala değişmemişsiniz. ayrıca "Bu milleti 600 sene Osmanlı hanedanı sindiremedi" demek sizin soyunuzun hangi milletten olduğunu düşündürüyor insana ,pardon siz hangi milletten bahsediyorsunuz. ve son olarak "Sana senin ağzından ve seninkilerden bir cevap vereyim:
Titre Ve Kendine Dön" bu sözü bizimklerden yani benden biri söylemiş "Ey Türk Titre ve Kendine Dön" Bilge Kağan sizinkiler kim sorması ayıp ben sizin kim olduğunuzu iyice karıştırdım ama sana bir rus ata sözü seninkilerden yani "Uyuyan tilki rüyasinda tavuk görür" uyumaya devam edin uyumaya ve gerçeklere göz kapamaya
18
Şub
ofel
sen baska islerle ugras, deniz sana 10 numara buyuk gelir guzel kardesim...
14
Ağu
ofel
butun katilleri sehit diye saymissin, hic adam oldurmeyen sucsuz adamlari suclamissin kazma...
14
Ağu
Bu Alana Reklam Vermek İster misiniz? - reklam@resetat.com